çorum osmancık kargı köyü web portalı
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yapGalerisohbetfacebook grupburadyo osmancıkziyaretçi defteri
En son konular
» 04/10/2008 MUSTAFA KAÇAN vafat etmiştir
tarafından bakyuz Cuma Eyl. 25, 2009 9:36 am

» cengiz kurtoğlu ve ben resimlerim
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Perş. Nis. 30, 2009 7:13 pm

» herkese meraba
tarafından bNNr-16 Ptsi Mart 09, 2009 4:24 pm

» ÇORUM OSMANCIK KARGI KÖYÜ MUHTAR ADAYLARI
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Çarş. Mart 04, 2009 1:31 am

» çorum osmancık kargı köyü web portalı sitemiz osmancıkbülteni haber sitesine haber olduk
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Çarş. Mart 04, 2009 1:14 am

» Hakan ERTEKİN VİDEOSU
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Çarş. Mart 04, 2009 12:35 am

» SATI BOZKURT vefat etmiştir
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Çarş. Mart 04, 2009 12:18 am

» İSMAİL TAŞ vefat etmiştir
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Çarş. Mart 04, 2009 12:16 am

» Osmancıklı 154 Karaman Kargı Köyü'nden Emrullah oğlu Hüseyin
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Cuma Şub. 20, 2009 4:21 pm

» HAKAN ERTEKİN in gönderdiği resimler
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Cuma Şub. 20, 2009 3:59 pm

» ARİF AKYÜZ
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Paz Şub. 15, 2009 1:32 pm

» AHİ BABA Türbesi
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Paz Şub. 15, 2009 1:23 pm

» Şeniz Güleç. in Gönderdiği Resimler
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Paz Ocak 11, 2009 8:53 pm

» 11/12/2008 ORHAN AKSU vefat etmiştir
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru C.tesi Ocak 03, 2009 1:33 pm

» BU DEVİRDE TASAVVUF
tarafından sadullahhoca C.tesi Ocak 03, 2009 1:18 am

» filistin gazede yapılan saldırıyı kınıyoruz
tarafından sevda yener Çarş. Ara. 31, 2008 12:57 am

» NEYİN FERYADI
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Salı Ara. 30, 2008 4:18 pm

» Web sitesi olmayan patron hapse girecek
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Ptsi Ara. 29, 2008 12:04 am

» Engelsiz Engelliler
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru C.tesi Ara. 27, 2008 2:12 am

» GÜZELSİN GÜZEL
tarafından mustafa alpaslan özüdoğru Çarş. Ara. 24, 2008 1:04 am

Ocak 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     
TakvimTakvim
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
mustafa alpaslan özüdoğru
 
yunusi
 
sadullahhoca
 
mumtaz tosun
 
ustabulbul19
 
bNNr-16
 
ismail hoca
 
sevda yener
 
bakyuz
 

Paylaş | 
 

 BU DEVİRDE TASAVVUF

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sadullahhoca
MODERATOR

MODERATOR


Mesaj Sayısı : 14
Yaş : 54
Nerden : Çorum/Alaca
hangi takımlısın :
ÜLKENİZ :
Kayıt tarihi : 21/10/08

MesajKonu: BU DEVİRDE TASAVVUF   C.tesi Ocak 03, 2009 1:18 am

BU DEVİRDE TASAVVUF



Dilaver Selvi



Bir şey asırlardır insanlığın gündeminde kalabilmişse, onun insan fıtratı ve toplum haya-tıyla ciddi bir irtibatı mevcut demektir. Ortaya çıktığı günden itibaren gönüllerden ve gündemden hiç düşmeyen kavramların birisi de tasavvuf. Onu birileri tenkid ederek, diğerleri de tatbik ederek hep gündemde tuttular.

Tasavvufu dışarıdan tenkid edenler, onu insanın dünya ile ilişkilerini koparan bir miskinlik ve tembellik merkezi olarak görürken, içine girip yaşayarak tadanlar, insanı Kur'an ve Sünnet dairesinde terbiye eden ve ilahî edeple süsleyen bir okul olarak tanıtı-yorlar.

Bu konuda kime kulak verilmelidir. Yolunca gidene ve bilene mi, hiç tatmadığı şeyi inkâr edene mi?

Tasavvufu değerlendirirken yapılan temel yanlışlardan biri, ehil kaynaklara başvurmamak... Oysa, özellikle dini konularda ehil kaynaklara başvurmak şarttır. Ayrıca dini anlamak için başvurulan kişinin ehil olmanın yanında, ârif ve zikir ehli olması da gerekiyor.

Allah Teâlâ, “sabah akşam Rabbinizin rızasını isteyerek ona yalvaran kimselerden ayrılma ve onlardan gözünü ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız kimseye de tabi olma” (Kehf/28) buyuruyor. Ayrıca “bilmiyorsanız zikir ehline sorun” (Nahl/43) ayeti diğer ilahî emirler gibi tasavvufu öğrenme konusunda da izlenecek yolu belirlemiş oluyor.

Dolayısıyla, tasavvufu anlamanın yolu, ilim ve zikir ehli kişilere başvurmaktır.

Özellikle İslamî yaşantısı ve takvasıyla temayüz etmemiş kişiler, hele de müslümanların gücünü zayıflatmak i çin İslâm üzerine araştırma yapan gayri müslimler (Oryantalistler) dini öğrenme noktasında asla referans olamazlar.

Tasavvuf deyince Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat çizgisinde giden bir terbiye yolunun anlaşılması gerekiyor. Bu tezkiyenin başındaki “takva imanı” ve ona Allah için tabi olan “sûfi cemaati” de bu kapsamda mütalaa edilmelidir. Hemen şunu ekleyelim ki psikiyatristlerin alanına giren mistik hezeyanlar, kendisi terbiyeye muhtaç olan sahte şeyhler ve tasavvufun adını kullanarak Kur'an ve Sünnet'e aykırı yapılan yanlışlıklar ölçü olamaz ve asla savunulamaz.

Asıl hedefi takva olan tasavvuf, her zaman geçerli ve herkes için gereklidir. “Bizim mesleğimizin tek hedefi hakiki imanı elde etmek ve rıza makamı için gerekli olan ihlası tahsildir. Ulaşmak istediğimiz en son mertebe, halis kulluk mertebesidir. Bunu bize te'min edecek tek yolumuz da Kur'an-ı Hakim'in ve sünnet-i seniyyenin emirlerine harfiyyen uymaktır.” diyen bir müceddid arifin, İmam Rabbâni'nin (K.S.) başını çektiği tasavvuf terbiyesi için; “bunun bu zamanda gereği yoktur, gerçerliliği kalmamıştır.” denilebilir mi?

Elbette denilemez. Ancak, şu söylenebilir: “Anlatıldığı gibi bir tasavvuf ve İmam Rabbâni gibi bir mürşid bu devirde var mıdır? Kendisini tasavvuf ehli olarak tanıtıp bir sürü sakıncalı işlere bulaşanlara ne demelidir?”

Bu şikayette haklılık payı vardır. Aynı kanaati, bütün ilim dalları için söylemek de mümkündür. Ancak, Hz. Rasûlullah'ın (A.S.) müjdesine göre, bu ümmetin içinden bir grup insan -Allah'ın izniyle- kıyâmete kadar hak üzere gitmeye, dini hakkıyla temsil ve tatbik etmeye muvaffak olacaklardır. “O Kur'an'ı biz indirdik, hiç şüphesiz (kıyamete kadar) onu muhafaza edecek de biziz.” (Hicr/9) ayetinin verdiği garanti muhakkak tahakkuk edecektir. Yani her devirde bu dinin gerçek temsilcileri bulunacaktır.

Evet bu gün müslümanlar dine ancak dilleriyle sahip çıkmaktadırlar. Kâmil mürşidler ve rabbâni âlimler hak yolunda yalnız gitmektedirler. Onların tek dertleri, yanlarında gerçek hak yolcularını bulamamaktır. Bu dert çok önceleri başlamıştır. Hicrî üçüncü asırda yaşayan ve tasavvuf kollarının piri sayılan Cüneyd el-Bağdadî (K.S.): “Hakikat ilmi sergisini topladı, iş lafa kaldı. Biz tasavvufun ancak kıyısından köşesinden bahsedebiliyoruz!” diyerek bu işin ehlini bulamamanın üzüntüsünü dile getirmiştir.

İmam Şa'rânî (K.S.) de aynı dertten muzdariptir. Der ki: “Allah'a hamdolsun, ben yetmiş civarında mürşide yetiştim; ancak hepsi de Allah yolunda hoşlarına gidecek gerçek bir müridi bulamamanın sıkıntısıyla vefat edip gittiler.”

Tasavvuf, yüksek seviyede takvâyı tahsil için kurulmuş bir terbiye okuludur. Ancak, günümüzdeki insanların birinci derdi takvâ noksanlığı değil, iman eksikliğidir. İmansız din başlamaz ki, takvâ tahsil edilsin. Onun için kâmil mürşidler, bugün işe iman noktasından başlamaktadırlar ve imandan sonra, namazı muhafaza ettirmeye, büyük günahlardan el çektirmeye, adım adım diğer farzları yerine getirt-meye ve özellikle Allah u Teâlâ'yı zikrettirmeye çalışmaktadırlar. Muhammedî sevgiyle herkese kucak açan veliler, bu yolla nice dinsiz ve ibâdetsiz insanları dine ısındırmışlar ve kulluğa başlatmışlardır.

Bir şeyin tamamı elde edilemiyorsa, hepsini de elden bırakmamalıdır.

Dinimiz, takvâya ulaşma ve kemâle erme yolu olarak en güzel gidişâtın, Allah için cemaat olmak ve böylece birbirini tamamlamak olduğunu belirtmiş; kurtuluş için sâlihlere tâbi olmamızı emretmiştir.

“Takvâya ve iyiliğe ulaşmak için birbirinizle yardımlaşın.” (Mâide/2)

“Hep berâber Allah'ın ipine sarılın, dağılıp parçalanmayın.” (Âl-i İmran/103)

“Ey mü'minler! Hep beraber Allah'a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Nûr/31) âyetleri bizden, hak yolunda birlik içinde olmamızı istemektedir.

Takvâda imam ve örnek yapılan bir ârifin nezâretinde cemaat halinde İslâm'ı yaşamanın, büyük bir fazileti, hiç bitmeyen bir bereketi vardır. Bu yol olarak en selâmetlidir. Çünkü yolu bilenle giden kimse menziline hem tez, hem kolay, hem de tehlike-lerden emin olarak ulaşır.

Bu yol en canlıdır. Çünkü onun her halinde ilâhî aşk, her işinde Rabbânî heyecan hakimdir. Bunun da zevki zevâl bulmaz, tadan hiç usanmaz, bulan biteceğinden korkmaz. Allah sevgisi kalbe ilaç olur, bedene kuvvet verir, âşıklar yorulmaz, sâdıkların gönlü ihtiyarlamaz.

Bu yol en bereketlidir. Çünkü bu yolda her amel ihlasla yapılır. Bütün amellerin sevâbı kalben ona katılanlara da dağıtılır. Böylece bir amel yapan kimse, onunla birlikte sevgi ve rızâsıyla katıldığı diğer kardeşlerinin amellerinden de mânen bir hisse alır, kârı binlere katlanır.

Bu yol en tecrübelidir. Çünkü bu yolda bütün ameller, binlerce kâmil insan tarafından yapıla yapıla sahiplerini kemâle erdirmiş, gayretler en güzel meyvelerini vermiş, iyi kötüden, sağlam çürükten seçilmiş, bütün güzel hâl ve ahlâklar silsile halinde sonrakilere intikal etmiştir. Yani yol çok işlek, seyir çok belirgin, kâfile çok kalabalık, kılavuzlar çok uyanık ve mâhirdir.

Bu yol en istikâmetlidir. Çünkü bu yolun imam ve cemaatinin tek derdi ve biricik hedefi, iç ve dışlarıyla, gizli ve açıklarıyla, rûh ve maddeleriyle, zevk ve vecdleriyle, his ve hevesleriyle bütün hallerinde Kur'an ve Sünnete uyarak ilâhî rızâya ulaşmaktır. Kâmil mürşidler, Rasûlullah (A.S.) Efendimizin normal bir oturuş-kalkış şeklinde bile kendisine uymaya çok ehemmiyet verirler. Sünnetleri farz hassâsiyeti ile yerine getirirler, sadık talebelerinden de bunu isterler.

Bu yol Allah'a en yakındır. Çünkü bu yolda kırık kalble gidilir, her adımında, bütün menzil ve duraklarında Cenâb-ı Hakk zikredilir. Böylece Allah Teâlâ'nın: “Beni zikredin ki ben de sizi (özel olarak) zikredeyim.” (Bakara/152) âyetindeki müjdeye ve “Ben, beni zikredenle beraberim” (Buharî, Müslim) kudsî hadisindeki rahmete erilir. Bu yolda edeb ve tevâzû hakimdir. Nâfile ibâdetlere ihtimam gösterilir. Hep yakınlık vesilesi olacak şeyler tercih edilir. Özellikle ilâhî huzura girmeye mâni olan kibir ve ucub gibi huylar kalbten defedilir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://WWW.sadullahhoca.tr.gg
 
BU DEVİRDE TASAVVUF
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
çorum osmancık kargı köyü web portalı :: MİLLETİ İBRAHİMİN DİNİ :: Dua bahçesi :: TASAVVUF-
Buraya geçin: